discrete
ayrı, farklı, belirgin, kesikli (matematik)
discriminate
ayrımcılık yapmak (-e karşı), ayırt etmek, farkını görmek (-i, -den)
discrimination
ayrımcılık, ayırt etme, fark gözetme
disdain
küçümseme, hor görme, tenezzül etmeme, küçümsemek (verb)
disentangle
çözmek (düğüm, karışıklık), ayırmak, içinden çıkmak
disentangled
çözülmüş, ayrılmış, karışıklıktan kurtulmuş
disgrace
rezalet, utanç, yüz karası, gözden düşme, rezil etmek, utandırmak (verb)
disgruntled
hoşnutsuz, huysuz, küskün, sızlanan
disguise
kılık değiştirmek, gizlemek, maskelemek, kılık değiştirme, maske, gizleme (noun)
disillusioned
hayal kırıklığına uğramış, gözü açılmış, umudu kırılmış
disintegrate
parçalanmak, dağılmak, çözülmek, bütünlüğünü kaybetmek
dismantling
sökme, parçalarına ayırma, dağıtma, lağvetme
dismay
dehşet, korku, endişe, hayal kırıklığı, dehşete düşürmek, endişelendirmek (verb)
dismiss
kovmak, reddetmek, dikkate almamak, dağıtmak
disorders
bozukluklar, rahatsızlıklar, düzensizlikler
disorientation
yönelim bozukluğu, şaşkınlık, oryantasyon kaybı
disparity
eşitsizlik, farklılık, uyumsuzluk
dispassionate
tarafsız, duygulara kapılmayan, soğukkanlı
dispatch
göndermek, yollamak, sevk etmek, halletmek, öldürmek (nadir)
dispel
gidermek (şüphe, korku vb.), dağıtmak, yok etmek
dispensable
vazgeçilebilir, gereksiz, olmasa da olur
dispense
dağıtmak, vermek, (ilaç) hazırlayıp vermek, uygulamamak (kural vb.)
dispersed
dağılmış, yayılmış, saçılmış
displace
yerinden etmek, yerini almak, sürmek
Set Değerlendirmeleri ve Yorumlar (0)