YÖKDİL Sağlık ve Sosyal Bilimler Alanında En Sık Sorulan İngilizce Terimler
YÖKDİL Sağlık ve Sosyal Bilimler Alanında En Sık Sorulan İngilizce Terimler: Editörün Kapsamlı Rehberi
Sevgili okuyucular,
Yıllardır akademik İngilizce sınavlarının mutfağında yer alan bir editeditf. kısaltmak, yayına hazırlamak, baskıya sokmak, yönetmek, yazımlamak (data), yerli yerine koymakDetay için tıkla →ör olarak, YÖKDİL’e hazırlanan yüzlerce adayın ortak derdini yakından biliyorum: “Kelime bilgim yeterli mi?” Özellikle Sağlık Bilimleri ve Sosyal Bilimler alanlarında giren adaylar için bu soru daha da kritik hâle geliyor. Çünkü ÖSYM’nin sorduğu metinler, genel akademik kelimelerin ötesine geçip alanın kendine özgü terminolojisini yoğun biçimde kullanıyor.
Bu yazıda, geçmiş sınav analizlerinden, akademik makale taramalarından ve aday deneyimlerinden yola çıkarak YÖKDİL Sağlık ve Sosyal Bilimler alanlarında en sık karşımıza çıkan İngilizce terimleri mercek altına alacağım. Sadece liste vermekle yetinmeyeceğim; herher1.ona [zm.] 2.dişil onu [zm.] 3.ondan [zm.]Detay için tıkla → önemli kelimeyi örnek cümlelerle, eş anlamlılarıyla, kullanım nüanslarıyla ve sınavda nasıl tuzak kurduğuyla birlikte işleyeceğim. Amacım, sizin de bir editör gibi metne bakabilmenizi sağlamak.
Neden Alan Bazlı Kelime Çalışması Şart?
YÖKDİL üç alanda yapılıyor: Sağlık, Sosyal ve Fen. Ortak akademik kelime listeleri (Academicacademics. akademik, bilimselDetay için tıkla → WordwordkelimeDetay için tıkla → ListlistlistelemekDetay için tıkla → gibi) herkes için faydalı olsa da, alan metinlerinin omurgasını oluşturan terimler farklılaşıyor. Sağlık metinlerinde diagnosisdiagnosisi. teşhis, tanı, belirtme, göstermeDetay için tıkla →, prognosis, incidenceincidencei. rastlantı, tesadüf, isabet, oran, etki alanı, etkiDetay için tıkla →, prevalenceprevalencei. egemen olma, yaygınlıkDetay için tıkla → gibi kavramlar sıkça dönerken; Sosyal Bilimler metinlerinde paradigmparadigm1.paradigma 2.örnek 3.modelDetay için tıkla →, discoursediscoursesöylem, konuşma, nutuk, tartışma, inceleme (yazılı/sözlü)Detay için tıkla →, inequalityinequalityeşitsizlikDetay için tıkla →, ideologyideologyideoloji, düşünce yapısıDetay için tıkla → gibi soyut ama ağırlıklı terimler öne çıkıyor.
Bir editör olarak şunu netnet1.şebeke [i.] 2.file [i.] 3.ağ [i.]Detay için tıkla → söyleyebilirim: Sadece genel kelime ezberleyen aday, paragraf sorularında hız kaybediyor. Alan terimlerini bağlamıyla bilen aday ise hemhemetek ucuDetay için tıkla → kelime sorularını hem de okuma parçalarını daha güvenle çözüyor. Şimdi her iki alanı ayrı ayrı, bol örnekle ele alalım.
YÖKDİL Sağlık Bilimleri: En Sık Karşılaşılan Tıbbi ve Akademik Terimler
Sağlık Bilimleri metinleri genellikle tıp, hemşirelik, eczacılık, halk sağlığı, epidemiyoloji ve klinik araştırma konularından seçiliyor. Aşağıdaki kategoriler, sonsonoğulDetay için tıkla → yılların çıkmış soru ve akademik metin analizlerine göre en yoğun görülen grupları yansıtıyor.
1. Tanı, Hastalık ve Semptom Terimleri
Bu grup, hemen her sağlık paragrafında yer alıyor.
- Diagnosis (tanı, teşhis): Hastalığın belirlenmesi süreci.
Örnek: Earlyearlyerken dönemDetay için tıkla → diagnosis of cancercancerkanserDetay için tıkla → significantlysignificantlyönemli ölçüde, belirgin şekildeDetay için tıkla → improves thethe1.belirli durumlarda isimden önce kullanılır [i.] 2.belli bir objeyi kişiyi yeri nitelemek için kullanılır [i.]Detay için tıkla → patientpatienthastaDetay için tıkla →’s chances of survivalsurvival1.hayatta kalma [i.] 2.kalıntı [i.] 3.daha uzun yaşama [i.]Detay için tıkla →.
(Kanserin erken tanısı, hastanın hayatta kalma şansını önemli ölçüde artırır.) - Prognosis (prognoz, seyir tahmini): Hastalığın olası gidişatı.
Örnek: The prognosis depends largelylargely1.büyük bir ölçüde [zf.] 2.büyük ölçüde [zf.] 3.avuç avuç [zf.]Detay için tıkla → on the stagestageaşamaDetay için tıkla → at whichwhichhangisiDetay için tıkla → the diseasediseasei. hastalıkDetay için tıkla → is diagnoseddiagnosedteşhis edilmiş, tanısı konmuşDetay için tıkla →. - Symptomsymptomi. semptom, bulgu, belirti, araz, işaretDetay için tıkla → (belirti, semptom) / Signsignf. imzalamakDetay için tıkla → (bulgu): Hastanın hissettiği belirti ile doktorun gözlemlediği bulgu ayrımı sınavda sık tuzak oluşturur.
Örnek: Patients oftenoftensık sıkDetay için tıkla → reportreportf. söylemek, bildirmekDetay için tıkla → symptomssymptomsbelirtiler, semptomlar, arazlarDetay için tıkla → suchsuch1.çok [s.] 2.böylesine [s.] 3.bu gibi [s.]Detay için tıkla → as fatiguefatiguef. yorulmak, yormakDetay için tıkla → andand1.ile [bağ.] 2.ve [bağ.] 3.sonra [zf.]Detay için tıkla → losslosszararDetay için tıkla → of appetiteappetitei. iştah, istekDetay için tıkla → longlonguzunDetay için tıkla → beforebeforeönceDetay için tıkla → clinicalclinical1.klinik [s.] 2.hasta başında yapılan [s.] 3.klinikle ilgili [s.]Detay için tıkla → signs appearappeargörünmekDetay için tıkla →. - Chronicchronickronik, müzminDetay için tıkla → (kronik) / Acuteacutes. keskin, sivri, şiddetli, , akut, aşırı, dar (açı), ilerlemişDetay için tıkla → (akut): Süreğen ve ani/şiddetli hastalık ayrımı.
Örnek: Chronic respiratoryrespiratorysolunumla ilgiliDetay için tıkla → diseases requirerequiref. istemek, zorunlu tutmakDetay için tıkla → long-termtermdönemDetay için tıkla → managementmanagementi. idare, müdürlük, yönetimDetay için tıkla →, whereaswhereasoysa, halbuki, -diği haldeDetay için tıkla → acute infections mayMayMayısDetay için tıkla → resolveresolvef. çözmek, ayırmak, tahlil etmek, analizini yapmak, dönüştürmek, haline getirmek, halletmek, çözümlemek, gidermekDetay için tıkla → withinwithiniçindeDetay için tıkla → weeks. - Malignantmalignants. zarar verici, habis, kötücül, kötü niyetliDetay için tıkla → (kötü huylu) / Benignbenigns. iyi huylu, sevecen, iyi kâlpli, iyicil (tümör), tehlikesiz, yararlıDetay için tıkla → (iyi huylu): Özellikle onkoloji metinlerinde kritik.
Örnek: AlthoughalthoughrağmenDetay için tıkla → the tumour was initiallyinitiallybaşlangıçta, ilk baştaDetay için tıkla → thoughtthought1.sanı [i.] 2.düşünce [i.] 3.fikir [i.]Detay için tıkla → to be benign, furtherfurtherf. ilerletmekDetay için tıkla → tests revealed malignant cells. - Etiology (etyoloji, neden bilimi) / Pathogenesis (patogenez, hastalık oluşum süreci):
Örnek: ResearchersresearchersaraştırmacılarDetay için tıkla → are stillstillyine deDetay için tıkla → investigating the etiology of the disorderdisorderbozukluk, düzensizlikDetay için tıkla → and itsits1.onun [zm.] 2.-in [zm.]Detay için tıkla → underlyingunderlyingaltında yatan, temelindeki, asılDetay için tıkla → pathogenesis.
2. Tedavi, İlaç ve Klinik Uygulama Terimleri
- Treatmenttreatmenti. tedavi, davranışDetay için tıkla → (tedavi) / TherapytherapyterapiDetay için tıkla → (terapi): Genel ve spesifik tedavi yöntemleri.
Örnek: The patient underwent a combinationcombinationkombinasyon, birleşimDetay için tıkla → of chemotherapy and radiationradiationradyasyon, ışınımDetay için tıkla → therapy. - Dosagedosagedozaj, doz miktarıDetay için tıkla → (dozaj) / DosedosedozDetay için tıkla → (doz):
Örnek: The recommended dosage was adjusted according to the patient’s renal functionfunctionişlevDetay için tıkla →. - Adverseadverses. ters, aksiDetay için tıkla → effecteffectf. etkisi olmakDetay için tıkla → / SidesideyanDetay için tıkla → effect (yan etki):
Örnek: OneonebirDetay için tıkla → of the mostmosten çokDetay için tıkla → commoncommonortakDetay için tıkla → adverse effects of the drugdrugilaç, uyuşturucuDetay için tıkla → is gastrointestinal discomfortdiscomfortf. rahatsız etmek, bozmak, keyfini kaçırmakDetay için tıkla →. - Contraindication (kontrendikasyon): İlacın kullanılmaması gereken durum.
Örnek: PregnancypregnancyhamilelikDetay için tıkla → is an absoluteabsolutes. mutlâk, kesinDetay için tıkla → contraindication forforiçin/-dirDetay için tıkla → thisthis1.bu [zm.] 2.böylesine [zf.] 3.bu kadar [zf.]Detay için tıkla → medicationmedicationlaç vermeDetay için tıkla →. - Efficacyefficacyi. etki, tesir, yararDetay için tıkla → (etkinlik) / Effectivenesseffectiveness1.etkililik [i.] 2.etkenlik [i.] 3.geçerlilik [i.]Detay için tıkla → (etkililik): Klinik çalışmalarda sık geçen ayrım.
Örnek: The trialtriali. dava, denemeDetay için tıkla → demonstrated highhighyüksekDetay için tıkla → efficacy underunderaltındaDetay için tıkla → controlled conditions, butbutamaDetay için tıkla → realrealgerçekDetay için tıkla →-worldworlddünyaDetay için tıkla → effectiveness remainsremainskalıntılar, ceset, geri kalanlarDetay için tıkla → to be confirmed. - Placeboplaceboplasebo, etkisiz ilaçDetay için tıkla → (plasebo) / Randomized controlled trial (RCT): Araştırma metodolojisinin temel taşları.
Örnek: In the doubledoublef. ikiye katlamakDetay için tıkla →-blindblindpanjurDetay için tıkla → randomized controlled trial, neitherneither1.hiçbir [s.] 2.ikisinden hiçbiri [zm.] 3.ne bu ne öteki [zm.]Detay için tıkla → the patients nornor1.ne de [bağ.] 2.ne [bağ.] 3.Detay için tıkla → the researchers knew whowhokimDetay için tıkla → received the activeactiveaktifDetay için tıkla → drug or the placebo.
3. Epidemiyoloji ve Halk Sağlığı Terimleri
Bu grup, özellikle son yıllarda ağırlığını artırdı.
- Incidence (görülme sıklığı – yeni vakalar) / Prevalence (yaygınlık – toplam vakalar): En çok karıştırılan ikili.
Örnek: WhilewhileikenDetay için tıkla → the incidence of the disease has declined, its prevalence remains high amongamongarasındaDetay için tıkla → the elderlyelderlyyaşlıDetay için tıkla →. - Cohort (kohort, izlem grubu):
Örnek: The prospectiveprospective1.prospektif [s.] 2.ileriye yönelik [s.] 3.umulan [s.]Detay için tıkla → cohort studystudyf. eğitimini görmek, incelemekDetay için tıkla → followed moremoredaha fazlaDetay için tıkla → thanthan-denDetay için tıkla → tentenonDetay için tıkla → thousandthousandbinDetay için tıkla → participants for fifteenfifteenon beşDetay için tıkla → years. - Surveillancesurveillancegözetim, izleme, nezaretDetay için tıkla → (sürveyans, izlem):
Örnek: Publicpublichalka açıkDetay için tıkla → healthhealthi. sağlık, sıhhatDetay için tıkla → surveillance systems playplayf. oynamakDetay için tıkla → a crucialcrucialçok önemli, kritik, hayatiDetay için tıkla → rolerolerolDetay için tıkla → in detecting outbreaks early. - Transmissiontransmissioniletme, bulaşmaDetay için tıkla → (bulaş) / Contagiouscontagiouss. bulaşıcı, salgın, hastalık bulaştıran, yayılanDetay için tıkla → (bulaşıcı):
Örnek: Understandingunderstanding1.kavrayış [i.] 2.anlama [i.] 3.anlayış [i.]Detay için tıkla → the modes of transmission is essentialessentials. başlıca, gerekliDetay için tıkla → for controlling contagious diseases. - Vaccinevaccineaşı, aşı maddesi aşıya ait, inek çiçek hastalığı ile ilgili, aşıDetay için tıkla → / VaccinationvaccinationaşıDetay için tıkla → / Immunisation:
Örnek: Widespreadwidespreads. alabildiğine açılmış, yaygın, genelDetay için tıkla → vaccination programmes havehavesahip olmakDetay için tıkla → dramaticallydramaticallyönemli ölçüde, çarpıcı biçimde, dramatik olarakDetay için tıkla → reducedreducedindirgenmiş, azaltılmışDetay için tıkla → the incidence of manymanybirçokDetay için tıkla → infectiousinfectiousbulaşıcıDetay için tıkla → diseases.
4. Anatomi, Fizyoloji ve Sistem Terimleri
- Cardiovascularcardiovascularkardiyovasküler, kalp ve damar sistemiyle ilgiliDetay için tıkla → (kardiyovasküler)
- Respiratory (solunum)
- Gastrointestinal (gastrointestinal)
- Neurologicalneurologicalnörolojik, sinirselDetay için tıkla → (nörolojik)
- Renal / Hepatic (böbrek / karaciğer)
- Immuneimmunei. bağışık kimse, muaf kimseDetay için tıkla → responseresponseyanıtDetay için tıkla → (bağışıklık yanıtı)
- MetabolismmetabolismmetabolizmaDetay için tıkla → (metabolizma)
- Tissuetissuedoku (biyolojik), kağıt mendil, ince kağıtDetay için tıkla → (doku) / OrganorganorgDetay için tıkla → (organ)
Örnek cümle: Cardiovascular and respiratory systems are closelycloselyyakındanDetay için tıkla → interrelatedinterrelatedbirbiriyle ilişkili, bağlantılıDetay için tıkla →; anyany1.lalettayin [s.] 2.bazı [s.] 3.her [s.]Detay için tıkla → impairmentimpairmentbozukluk, zayıflama, hasarDetay için tıkla → in one often affects the otherotheröteki‚ başkaDetay için tıkla →.
Bu terimleri sadece ezberlemek yetmez. “Suffersufferacı çekmekDetay için tıkla → fromfromden, danDetay için tıkla →”, “be diagnosed withwithileDetay için tıkla →”, “undergoundergof. katlanmak, çekmekDetay için tıkla → treatment”, “respondrespondf. cevap vermekDetay için tıkla → to therapy” gibi kalıplarla birlikte çalışmak, paragraf sorularında hız kazandırır.
YÖKDİL Sosyal Bilimler: En Sık Sorulan Akademik ve Disiplinlerarası Terimler
Sosyal Bilimler metinleri hukuk, iktisat, sosyoloji, psikoloji, tarih, eğitim, siyaset bilimi ve iletişim alanlarından beslenir. Burada somut tıbbi terimlerden ziyade soyut kavramlar, kuramsal çerçeveler ve eleştirel dil hâkimdir.
1. Temel Kuramsal ve Metodolojik Terimler
- Paradigm (paradigma): Thomas Kuhn’un meşhur kavramı.
Örnek: The shiftshiftf. değiştirmekDetay için tıkla → from a positivist to a constructivist paradigm has transformed socialsocialsosyalDetay için tıkla → sciencesciencebilimDetay için tıkla → researchresearchf. araştırma yapmakDetay için tıkla →. - Discourse (söylem):
Örnek: PoliticalpoliticalpolitikDetay için tıkla → discourse on migrationmigrationgöçDetay için tıkla → often reflects deeper ideologicalideologicalideolojik, düşünselDetay için tıkla → divides. - Ideology (ideoloji):
Örnek: Ideology shapes notnot1.gayri [s.] 2.yoksa [zf.] 3.asla [zf.]Detay için tıkla → onlyonlysadeceDetay için tıkla → policypolicyi. politika, poliçeDetay için tıkla → decisions but alsoalsoayrıcaDetay için tıkla → public attitudes towardtowarddoğruDetay için tıkla → inequality. - Qualitativequalitatives. niteleyici, nitel, nitelik, kalitatifDetay için tıkla → (nitel) / Quantitativequantitatives. nicel, sayısal, miktar, kantitatifDetay için tıkla → (nicel): Araştırma yöntemleri.
Örnek: While quantitative datadataveriDetay için tıkla → provideprovidef. sağlamak, karşılamakDetay için tıkla → statisticalstatisticalistatistikselDetay için tıkla → generalisability, qualitative approaches offerofferf. teklif etmekDetay için tıkla → deeper insightinsighti. kavrama, içyüzünü anlama, sezme, anlamaDetay için tıkla → intointoiçineDetay için tıkla → lived experiences. - Assumptionassumptionvarsayım (=postulate)Detay için tıkla → (varsayım) / Hypothesishypothesisi. hipotez, varsayım, kuramDetay için tıkla → (hipotez):
Örnek: The study challenges a long-held assumption aboutabouthakkındaDetay için tıkla → the relationshiprelationshipilişkiDetay için tıkla → betweenbetweenarasındaDetay için tıkla → educationeducationeğitimDetay için tıkla → and social mobilitymobilityhareketlilik, mobiliteDetay için tıkla →.
2. Toplum, Eşitsizlik ve Kimlik Terimleri
- Inequality (eşitsizlik): En sık görülen kavramlardan biri.
Örnek: IncomeincomegelirDetay için tıkla → inequality continues to undermineunderminealtını kazmak, baltalamak, sarsmakDetay için tıkla → social cohesioncohesioni. yapışma, birleşme, bağlılıkDetay için tıkla → in many developed countries. - Social mobility (sosyal hareketlilik):
Örnek: LimitedlimitedsınırlıDetay için tıkla → social mobility remains a persistentpersistentinatçı‚ ısrarcıDetay için tıkla → problemproblemsorunDetay için tıkla → despitedespiterağmenDetay için tıkla → educationaleducational1.eğitsel [s.] 2.eğitimsel [s.] 3.eğitici [s.]Detay için tıkla → reformsreformsreformlarDetay için tıkla →. - Identityidentity1.kimlik [i.] 2.kişilik [i.] 3.ayrımsızlık [i.]Detay için tıkla → (kimlik) / CulturalculturalkültürelDetay için tıkla → identity:
Örnek: Cultural identity is constantlyconstantlycontinuouslycontinuallysürekli olarakDetay için tıkla → negotiated in multiculturalmulticulturalçok kültürlüDetay için tıkla → societies. - Discriminationdiscriminationayrımcılık, ayırt etme, fark gözetmeDetay için tıkla → (ayrımcılık) / Prejudiceprejudicef. etki altında bırakmakDetay için tıkla → (önyargı):
Örnek: Structuralstructural1.yapısal [s.] 2.strüktürel [s.] 3.yapı [s.]Detay için tıkla → discrimination often operates more subtly than overtoverts. açık, aşikâr, meydandaDetay için tıkla → prejudice. - Integrationintegrationbütünleşme, entegrasyon, kaynaşmaDetay için tıkla → (entegrasyon) / Assimilationassimilationözümseme, asimilasyon, benzeşmeDetay için tıkla → (asimile olma):
Örnek: Successfulsuccessfuls. başarılıDetay için tıkla → integration policies aimaimhedeflemek‚ nişan almakDetay için tıkla → to preservepreservef. korumakDetay için tıkla → cultural diversitydiversityi. farklılık, başkalık, çeşitlilik, değişik tür, cinsDetay için tıkla → ratherratherdaha ziyadeDetay için tıkla → than enforceenforcef. güçlendirmek, uygulamak, zorlamak, zorla yaptırmak, sözünü geçirmek, infaz etmekDetay için tıkla → assimilation.
3. Siyaset, Hukuk ve Ekonomi Terimleri
- LegislationlegislationmevzuatDetay için tıkla → (yasama, mevzuat) / Judicialjudicials. hukuki, adli, mahkemeye ait, yargıçlara ait, tarafsız, yargılayan, eleştiriciDetay için tıkla → (yargısal):
Örnek: NewnewyeniDetay için tıkla → legislation on data privacyprivacygizlilikDetay için tıkla → has significantsignificants. önemliDetay için tıkla → implicationsimplicationsimalar, çıkarımlar, (olası) sonuçlar, etkilerDetay için tıkla → for bothbothher ikisiDetay için tıkla → individuals and corporations. - Sovereigntysovereigntyegemenlik, hükümranlıkDetay için tıkla → (egemenlik) / Jurisdictionjurisdictioni. yargı, yargılama yetkisi, yetki alanıDetay için tıkla → (yargı yetkisi):
Örnek: Questions of nationalnationalmilliDetay için tıkla → sovereignty frequentlyfrequentlysık sık, sıklıklaDetay için tıkla → ariseariseortaya çıkmakDetay için tıkla → in debates overoverüzerindeDetay için tıkla → internationalinternationaluluslararasıDetay için tıkla → jurisdiction. - Inflationinflationenflasyon, şişmeDetay için tıkla → (enflasyon) / Recessionrecessioni. geri çekilme, gerilemeDetay için tıkla → (durgunluk) / Fiscalfiscals. mali, devlet hazinesine aitDetay için tıkla → policy (maliye politikası):
Örnek: Duringduringsüresince, boyuncaDetay için tıkla → periods of recession, governments often adoptadoptf. evlât edinmek, kabul etmekDetay için tıkla → expansionary fiscal policies to stimulatestimulatef. uyarmak, canlandırmak, teşvik etmek, gayrete getirmek, tahrik etmek, sinirlendirmekDetay için tıkla → demanddemandf. talep etmekDetay için tıkla →. - GlobalisationglobalisationküreselleşmeDetay için tıkla → (küreselleşme):
Örnek: Globalisation has intensified both economiceconomicekonomikDetay için tıkla → interdependenceinterdependencekarşılıklı bağımlılıkDetay için tıkla → and cultural hybridity.
4. Psikoloji ve Eğitim Terimleri
- Cognitivecognitivebilişsel, idraksalDetay için tıkla → (bilişsel):
Örnek: Cognitive developmentdevelopmentgelişmeDetay için tıkla → continues wellwelliyi bir şekildeDetay için tıkla → into adulthoodadulthoodyetişkinlikDetay için tıkla →, contrarycontraryaksi, ters, zıt, aksine (adv)Detay için tıkla → to earlier assumptionsassumptionsvarsayımlar, faraziyelerDetay için tıkla →. - Motivationmotivationmotivasyon, güdülenme, teşvikDetay için tıkla → (motivasyon) / Anxietyanxietyi. endişe, kaygı, sıkıntıDetay için tıkla → (kaygı):
Örnek: High levels of testtestf. denemekDetay için tıkla → anxiety cancankutuDetay için tıkla → significantly impairimpairf. bozmak, zarar vermekDetay için tıkla → academic performanceperformanceperformansDetay için tıkla →. - Pedagogypedagogyi. pedagoji, eğitbilimDetay için tıkla → (pedagoji) / Curriculumcurriculumi. müfredat, öğretim programıDetay için tıkla → (müfredat):
Örnek: Contemporarycontemporaryi. eşzamanlı şey, yaşıt, akran, aynı zamanda yaşamış olan kimseDetay için tıkla → pedagogy emphasises studentstudentöğrenciDetay için tıkla →-centred approaches over traditionaltraditionalgelenekselDetay için tıkla → teacherteacheröğretmenDetay için tıkla →-dominated methods.
Sosyal Bilimler metinlerinde ayrıca evidenceevidencef. kanıtlamakDetay için tıkla → suggests thatthatkiDetay için tıkla →…, it can be argued that…, the findings challengechallengef. meydan okumakDetay için tıkla → the conventionalconventionalgeleneksel, alışılagelmiş, konvansiyonelDetay için tıkla → viewviewgörüş, fikirDetay için tıkla →… gibi akademik kalıplar sıkça kullanılır. Bu kalıpları tanımak, yazarın tutumunu ve metnin ana fikrini yakalamayı kolaylaştırır.
Ortak Akademik Kelimeler ve Phrasal Verb’ler
Her iki alanda da karşımıza çıkan bazı “çekirdek” kelimeler ve fiil öbekleri şunlardır:
- Significant (anlamlı, önemli)
- Substantialsubstantials. mevcut, var olan, sağlam, dayanıklı, özlü, besleyici, önemli, gerçek, hemen hemen tamDetay için tıkla → (önemli miktarda)
- Adequateadequates. uygun, elverişli, yeterliDetay için tıkla → / Insufficientinsufficients. yetersiz, eksik, az, ehliyetsizDetay için tıkla →
- Contributecontributef. vermek, katkıda bulunmakDetay için tıkla → to / Leadleadf. önderlik etmekDetay için tıkla → to / Resultresultsonucu olmakDetay için tıkla → in
- Accountaccountf. açıklamak, hesap vermekDetay için tıkla → for (açıklamak / oran oluşturmak)
- Bringbringf. getirmekDetay için tıkla → about (yol açmak)
- Copecopebaşa çıkmak, üstesinden gelmek (-ile)Detay için tıkla → with / Dealdealanlaşma/fırsatDetay için tıkla → with
- Undergo (geçirmek – ameliyat, değişim vb.)
- Addressaddressf. hitap etmekDetay için tıkla → (ele almak)
Örnek: The study aims to address the gapgapboşluk‚ farkDetay için tıkla → in the existingexistingvar olanDetay için tıkla → literatureliteraturei. edebiyatDetay için tıkla → by examining howhownasılDetay için tıkla → social inequality contributes to health disparities.
Editörün Öğrenme Önerileri
- Bağlam içinde çalışın. Kelimeyi tek başına değil, örnek cümle ve kısa paragraf içinde görün.
- Kelime ailelerini öğrenin. Diagnosediagnosef. teşhis etmek, tanımlamak, hakkında bilgi vermekDetay için tıkla → – diagnosis – diagnosticdiagnostictanı koyma ile ilgiliDetay için tıkla → – diagnostics gibi.
- Zıtlıkları ve yakın anlamlıları birlikte not edin. Incidence / Prevalence, Chronic / Acute, Qualitative / Quantitative.
- Aktif tekrar yapın. Flashcard uygulamaları (özellikle Lingulet gibi platformlardaki YÖKDİL Sosyal Bilimler önemli kelimeler setleri) düzenli aralıklarla kullanılmalıdır.
- Çıkmış soruları analiz edin. Aynı kelimenin farklı yıllarda nasıl sorulduğunu görmek, tuzakları anlamanızı sağlar.
- Metin okumayı ihmal etmeyin. Sadece liste ezberlemek yetmez; kısa akademik özetler ve paragraf parçaları okuyarak kelimeleri “canlı” hâle getirin.
Sonuç Yerine
YÖKDİL, saltsalttuzlamakDetay için tıkla → dil bilgisi sınavı değildir; akademik düşünme biçimini de ölçer. Sağlık Bilimleri adayları için tanı–tedavi–epidemiyoloji üçgeni, Sosyal Bilimler adayları için ise kuram–eşitsizlik–söylem üçgeni kritik öneme sahiptir. Bu yazıda derlediğim terimler, sizi sıfırdan “her şeyi bilen” biri yapmaz; ancak doğru yönde ilerleyen bir yol haritası sunar.
Unutmayın: Kelime bilgisi, sınav günü sizi panikten kurtaran en sağlam can simididir. Düzenli, bağlam odaklı ve disiplinli bir çalışmayla bu simidi sağlamlaştırabilirsiniz.
Başarılar dilerim.
Editörünüz
YÖKDİL Sınavı Sosyal Bilimler Önemli Kelimeler - 870 Kelime
YÖKDİL Sınavı Sağlık Bilimleri Önemli Kelimeler - 717 Kelime
Okuyucu Yorumları (0)